Merhabalar Arkadaşlar
Geçtiğimiz günlerde Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'da yaşanan elim olaylar hepimizi derinden etkilemiştir.
Bende hem bir baba hem de silah sahibi bir birey olarak bu konuda çocuklarımızı nasıl daha sorumlu ve bilinçli yetiştire bilirizin sorularını sormaya başladım.
Evde alınacak önemler, Örn silahın kasaya saklanması, fişeklerin başka yere yerleştirilmesi, tüfeğe ayrıca tetik kilidi uygulanması vs. belki geçici çözümlerdir diye düşünüyorum. Yeteri kadar meraklı (ki tüm çocuklar meraklıdır) bir çocuk bu sistemleri çok kolay bir şekilde çözüp silaha ulaşabilir.
Öte yandan bir baba olarak çocuğun belirli bir olgunluğa geldiğinde silah kullanmayı da bilmesi gerektiğini de düşünüyorum.
Buna sebep olarak da şunu suna bilirim, bizim ülkemiz savaş çemberinin tam ortasında olan bir memleket.
Biz belki görmemişsek de daha yüz yıl önce öz ninelerimizden dedelerimizden yunan mezaliminin hatıralarını dinledik.
Şuan güle oynaya gezdiğimiz sokaklarda bir dönem düşman askerleri geziyordu.
Ben her Türk evladının silah kullanmayı bilmesi ve bunla haşır neşir olması gerektiği kanaatindeyim.
Ancak bu yaşanan olaylar eğer doğru kontrol edilmez ise olayların nerelere gidebileceğini bize biraz da olsun göstermiştir diye düşünüyorum.
Bunun sebeplerini düşündükçe de kendimce bir iki çıkarımda bulundum.
Bunlardan ilki çocuklarımızı belki biraz da sosyal medyanın da etkisi ile izole ve empatiden yoksun büyütüyoruz.
13-14 yaşına gelmiş çocuk saldırıdan önce attığı mesajda " biraz uyuyup dünyaya ne kadar bitmiş olduğumu göstereceğim". gibi bir beyanda bulunmuş.
Bu bence anne-babasına kızan bir çocuğun kapıyı biraz sert vurayım da ne kadar kızdığımı anlasınlar, düşüncesinin daha katmerlenmiş hali.
Amacım katil ile empati yapmak değil sadece buna neyin sebep olduğunu çözümleyip kendi içimizde böylesi elim olayların önüne geçmektir.
Çocuk dünyanın kendi etrafında döndüğünü zannediyor, evde babası aslansın kaplansın diye büyütüyor. Ama dışarıda aynı etkiyi gösteremiyor, kâle alınmıyor, ondan başarılı öğrenciler var. Kendi önemini göstermeye çalışıyor, diğerlerinden tek farkı veya üstün olabileceği tek yer silah ile atış yapmış olması, ancak bunu da okulda arkadaşları görmüyor ve üstünlüğünü gösteremiyor. Neticesinde neden silahı okula götürmeyeyim ki gibi bir sonuca varmış olabilir.
Baba toplum içerisinde yüksek bir konumda, erkek çocuk kendisini babası ile özdeştiriyor, ya onunla yarışıp onu geçecek (ki bu durumda zor bi süreç), ya gözüne girecek yada onu cezalandıracak.
Daha önce Eskişehir ilinde de kendini toplumdan izole etmiş sürekli bilgisayar oyunu oynayan ve gerçek dünya ile bağlantısını koparmış bir çocuk elinde bıçakla cami avlusunda yaşlı dedelere saldırmıştı.
Bunların süreçleri farklı görünse de aslında temellerinde benzer bir toplumsal izolasyon mevcut.
Her ikisi de toplumdan izole bir hayat yaşıyor, empati duygusu zayıf. Dış dünyayı bilmedikleri için tüm dünyayı kendi kafalarında kurdukları dünya zannediyorlar.
Velhasıl, lafı fazla uzatmadan kendimce bir neticeye bağlayacak olursam, çocuklarımızı sanırım belirli bir yaşa kadar gerçek dünya ile daha rahat bağlantı kurmalarına müsade etmeli, aman sokakta zarar göreceğine evde tablet oynasın düşüncesinden uzaklaşmamız gerektiğini düşünüyorum.
Sokakta dizini yaralara bir hafta on güne iyileşir ama gelişim yaşlarında böyle zihinsel olarak aldıkları hasarları toparlamaları pek mümkün görünmüyor.
Tamamen bilgisayarı yasaklamak da doğru değil, teknoloji çağındayız.
Ama çocuk belki sık sık dış dünyada spor müsabakalarına katılmalı, kaybetmeli acizliğini görmeli, tek olmadığını diğer insanların da var olduğunu anlamalı. Belki biraz da el yumruğu yiyip kendi yumruğunu balyoz zannetmemeli
vesselam.
Geçtiğimiz günlerde Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'da yaşanan elim olaylar hepimizi derinden etkilemiştir.
Bende hem bir baba hem de silah sahibi bir birey olarak bu konuda çocuklarımızı nasıl daha sorumlu ve bilinçli yetiştire bilirizin sorularını sormaya başladım.
Evde alınacak önemler, Örn silahın kasaya saklanması, fişeklerin başka yere yerleştirilmesi, tüfeğe ayrıca tetik kilidi uygulanması vs. belki geçici çözümlerdir diye düşünüyorum. Yeteri kadar meraklı (ki tüm çocuklar meraklıdır) bir çocuk bu sistemleri çok kolay bir şekilde çözüp silaha ulaşabilir.
Öte yandan bir baba olarak çocuğun belirli bir olgunluğa geldiğinde silah kullanmayı da bilmesi gerektiğini de düşünüyorum.
Buna sebep olarak da şunu suna bilirim, bizim ülkemiz savaş çemberinin tam ortasında olan bir memleket.
Biz belki görmemişsek de daha yüz yıl önce öz ninelerimizden dedelerimizden yunan mezaliminin hatıralarını dinledik.
Şuan güle oynaya gezdiğimiz sokaklarda bir dönem düşman askerleri geziyordu.
Ben her Türk evladının silah kullanmayı bilmesi ve bunla haşır neşir olması gerektiği kanaatindeyim.
Ancak bu yaşanan olaylar eğer doğru kontrol edilmez ise olayların nerelere gidebileceğini bize biraz da olsun göstermiştir diye düşünüyorum.
Bunun sebeplerini düşündükçe de kendimce bir iki çıkarımda bulundum.
Bunlardan ilki çocuklarımızı belki biraz da sosyal medyanın da etkisi ile izole ve empatiden yoksun büyütüyoruz.
13-14 yaşına gelmiş çocuk saldırıdan önce attığı mesajda " biraz uyuyup dünyaya ne kadar bitmiş olduğumu göstereceğim". gibi bir beyanda bulunmuş.
Bu bence anne-babasına kızan bir çocuğun kapıyı biraz sert vurayım da ne kadar kızdığımı anlasınlar, düşüncesinin daha katmerlenmiş hali.
Amacım katil ile empati yapmak değil sadece buna neyin sebep olduğunu çözümleyip kendi içimizde böylesi elim olayların önüne geçmektir.
Çocuk dünyanın kendi etrafında döndüğünü zannediyor, evde babası aslansın kaplansın diye büyütüyor. Ama dışarıda aynı etkiyi gösteremiyor, kâle alınmıyor, ondan başarılı öğrenciler var. Kendi önemini göstermeye çalışıyor, diğerlerinden tek farkı veya üstün olabileceği tek yer silah ile atış yapmış olması, ancak bunu da okulda arkadaşları görmüyor ve üstünlüğünü gösteremiyor. Neticesinde neden silahı okula götürmeyeyim ki gibi bir sonuca varmış olabilir.
Baba toplum içerisinde yüksek bir konumda, erkek çocuk kendisini babası ile özdeştiriyor, ya onunla yarışıp onu geçecek (ki bu durumda zor bi süreç), ya gözüne girecek yada onu cezalandıracak.
Daha önce Eskişehir ilinde de kendini toplumdan izole etmiş sürekli bilgisayar oyunu oynayan ve gerçek dünya ile bağlantısını koparmış bir çocuk elinde bıçakla cami avlusunda yaşlı dedelere saldırmıştı.
Bunların süreçleri farklı görünse de aslında temellerinde benzer bir toplumsal izolasyon mevcut.
Her ikisi de toplumdan izole bir hayat yaşıyor, empati duygusu zayıf. Dış dünyayı bilmedikleri için tüm dünyayı kendi kafalarında kurdukları dünya zannediyorlar.
Velhasıl, lafı fazla uzatmadan kendimce bir neticeye bağlayacak olursam, çocuklarımızı sanırım belirli bir yaşa kadar gerçek dünya ile daha rahat bağlantı kurmalarına müsade etmeli, aman sokakta zarar göreceğine evde tablet oynasın düşüncesinden uzaklaşmamız gerektiğini düşünüyorum.
Sokakta dizini yaralara bir hafta on güne iyileşir ama gelişim yaşlarında böyle zihinsel olarak aldıkları hasarları toparlamaları pek mümkün görünmüyor.
Tamamen bilgisayarı yasaklamak da doğru değil, teknoloji çağındayız.
Ama çocuk belki sık sık dış dünyada spor müsabakalarına katılmalı, kaybetmeli acizliğini görmeli, tek olmadığını diğer insanların da var olduğunu anlamalı. Belki biraz da el yumruğu yiyip kendi yumruğunu balyoz zannetmemeli
vesselam.

